Asıl adı Abdülhamid Ziyâeddin‘dir. 1829 yılında İstanbul’da doğdu, 1880 yılında valilik yaptığı Adana’da sirozdan vefat etti. Tanzimat Dönemi devlet adamı, şair, gazeteci ve fikir adamıdır. Tanzimat devrinin en üretken isimlerinden bir olan yazar hayatının bir döneminde Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldı. Avrupa’da Jön Türkler’e katılan Ziya Paşa burada edebiyatını da etkileyecek olan fikirlerin tohumunu attı. “Bütün hayatı ve eserleri tıpkı devri gibi acayip bir ikilik içindedir.”
Ziya Paşa Edebi Kişiliği
Tanzimat Edebiyatı‘nın en büyük şairlerinden birisidir. Bütün hayatı ikilikler üzerine kuruludur. Tanzimat ile başlayan yenileşme sürecinde Avrupa’yı tanıyan şair Doğu’nun yaşam tarzı, edebiyatı alanlarında içsel bunalımlar, sancılar ve ikilikler yaşadı. Devlet görevinde Ali Paşa’ya karşıt tavır takınan Ziya Paşa, bürokrasi hayatı boyunca makam mücadelesi verdi. Eserlerden bazıları bu siyasi, bürokratik mücadeleleri konu alır. Yazın hayatı boyunca Divan edebiyatı ile Halk edebiyatı arasında fikir değişikliğine uğrayan şair bu sebepten dolayı Namık Kemal ile polemiklere girecektir.
Ziya Paşa Eserleri
Eş’ar-ı Ziya:
Ziya Paşa’nın bütün şiirleri bu eserde yer alır. Biçim yönünden şiirleri Divan edebiyatı nazım şekillerine bağlı kalsa da terkib-i bent ve terci’ibentleri ile yeni bir söyleyiş yakaladı. Yozlaşmayı, düzenin halini, kainatı, insanları anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Eserlerinin bazılarında nükteli, hikmetli bir söyleyişe sahiptir. Şiirlerinde ironiye sıkça yer verdi. Terkib-i bendinde eleştiri, ironi çokça yer alır. Şiirlerinde atasözü ve deyimlere yer veren Ziya Paşa’nın bazı sözleri de atasözü olarak günümüze gelmiştir. Bu eserin diğer adı Külliyat-ı Ziya Paşa’dır.
“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” – Ziya Paşa
a) Terci-i Bent:
Onar beyitlik 12 bentten oluşur.Eserde varlığın yaratılışı, kainatın sonsuzluğu, insan aklının sınırlılığı -Şinasi, aklın her şeye kadir olduğunu söylerken Ziya Paşa aklın yetersiz olduğunu söyler- zıtlıklar ve çelişkiler yer alır. Kainatın kusursuz düzeni içinde insan aklının sınırlılığını vurgulayarak Allah’ın yüceliğini över. Kaderci anlayışa sahip olan Ziya Paşa’ya göre bela da nimet de Allah’tan gelir.
b) Terkib-i Bent:
Ziya Paşa bu eseri Bağdatlı Ruhi’nin terkib-i bendine nazire olarak yazmıştır. Adaletsizliği, rüşveti, adam kayırmayı, iki yüzlülüğü ve sosyal bozulmayı ele aldı. Şiirden bazı kısımlar zamanla özlü söz haline geldi.
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” – Ziya Paşa
Zafername:
Hiciv- eleştiri kitabıdır. Eser 66 beyitten oluşan bir kasidedir. Ziya Paşa bu eser ile hiciv geleneğini değiştirdi. Kişiye hakaret etmek yerine ironi kullandı. Ali Paşa’nın Girit’e özerklik vermesini eleştirdi.Eser İzmit Kaymakamı Fazıl Paşa’nın ağzından yazılmıştır. Girit’in elden gidişini zafer gibi göstermeye çalışan Ali Paşa’nın sözde zaferini Zafername adı altında ironik bir bakışla göstermiştir.. Küfürlü hiciv geneleğinden “ironik” eleştiri geleneğine geçiş eseridir.
Harabat:
Üç ciltlik Divan şiiri antolojisidir. Arapça, Farsça, Türkçe şiirler ve mesneviler bulunur. Namık Kemal, Tahrib-i Harabat adlı eseri ile bu eseri eleştirmiştir. Ziya Paşa “Şiir ve İnşa” makalesinde halk şiirinin asıl şiirimiz olduğunu belirtmiş daha sonra ise Harabat adlı eserinde asıl şiirimizin divan tarzı şiir olduğunu söyledi. Bunun üzerine Namık Kemal ise Tahrib-i Harabat’ı yazdı ek olarak “Takip” adlı eseri kalemi aldı.
Rüya:
Habname örneğidir. Zafername’de eleştirilen Sadrazam Ali Paşa yine merkezdedir. Ziya Paşa, rüyasında padişah ile konuşarak memlekette olan sıkıntıların sebebini Ali Paşa olarak göstererek padişaha şikayet eder. Karşılıklı konuşma olarak yazıldığı için edebiyatımızın ilk mülakat örneği olarak kabul edilir.
Arz-ı Hal:
Bu eserde Ziya Paşa neden görevinden el çektirilidiğini ve neden yurtdışına kaçtığını anlatır. Ziya Paşa eseri Sultan Abdülaziz’e sunar.
Şiir ve İnşa:
Bu eserde Ziya Paşa Divan edebiyatını eleştirir. Asıl edebiyatımızın Halk edebiyatı olduğunu söyler. Daha sonra fikir değiştirerek Harabat adlı eseriyle Divan edebiyatını savunmaya başlar.
Defter-i Amal:
Rousso’dan Emile adlı çocuk gelişimini anlatan eseri çevirerek eserin içine bir de kendi çocukluğunu anlatan bölüm koyar. Eser bu açıdan anı türü özelliğini gösterir. Ziya Paşa kendini hayatını anlatırken batıda ve doğuda çocuk eğitiminin farklarını ortaya serer. Pedagojik bir eserdir.
Endülüs Tarihi:
Ethem Pertev Paşa’nın Viordot’tan çevirisidir. Eser yarım kalınca Ziya Paşa eseri tamamladı. Eserd Endülüs’ün fethinden kaybedilişine kadarki tüm süreç anlatılır.
Tartüffe yahut Riyanın Encamı:
Ziya Paşa’nın Moliere’den çevirdiği beş perdelik manzum tiyatro eseridir. Eserde iki yüzlü bir din simsarı olan Tartuffe’ün, Orgon adlı bir saf burjuva beyfendisinin evini, parasını ve hatta eşini din-duygu sömürüsü kullanarak ele geçirmeye çalışması anlatılır. Başkahramanın adı olan Tartuffe İtalyanca” ikiyüzlü” anlamına gelen “tartufo” kelimesinden esinlenilerek oluşturulmuştur.



